İnternette düzgün içeriğe sahip, çok ciddi boyutlarda siteler mevcut artık. En başta geleni de Wikipedia. Benzer şekilde bir çok viki, forum, blog ve başka bilgi kaynakları da var. Çoğumuz internette googladığımız zaman (googlamak: googling) wikipedia yazısı görünce ona güvenir, ona tıklarız. Wikimedia Commons‘ın başka uygulamaları da mevcut: Wikibooks, Wikispecies, Wikinews, Wikiquote gibi. Çoğu makalede kaynak gösteriliyor, kullanılan dile dikkat ediliyor ve çok kişinin değerlendirdiği içerik daha nesnel ve bilgi dolu oluyor. Bir de bunların Türkçe olanları var. Örneğin Vikisöz. Benim konum da bu aslında, Türkçe internet kullanıcıları olarak aynaya bakmak!

Şu sayfaya bakarsak, söylediği sözleri alıntıladığımız büyüklerimizi göreceğiz! Kimlermiş bizim kayda değer laf etmiş insanlarımız? Ahmet Çakar, Ahu Tuğba, Ali Poyrazoğlu, Asena, Atilla Koç, Bülent Ersoy, Emin Çölaşan, Emrah, Erman Toroğlu, Erol Büyükburç, Fatih Terim, Mustafa Topaloğlu, Hülya Avşar, Reha Muhtar, Orhan Baltacı (Doğuş), Yaşar, vs…

Aynı internet uygulamasının İngilizce halindeki diğer milletlerin sayfalarında büyük bilimciler, yazarlar, şairler, sanatçılar, liderler, vb. var. Herkesin kaynak olarak gördüğü ve güvenle başvurduğu Wikiquote’un dilimizdeki hali Vikisöz neden böyle? Daha da genel haliyle: Neden Türkçe içerikler diğerleri seviyesinde olamıyor? Yanıtı daha karmaşıktır belki ama şöyle bir neden ağır basıyor: Çünkü biz hâlâ bilişim rüzgarının etkisinde okyanusun ortasında savrulup duruyoruz. İnterneti daha doğru ve tüm insanlık için yararlı (Ne diyorum ben? Ne insanlığı, ne yararı?) olacak şekilde kullanmayı beceremiyoruz. Bunun kendimize de yararlı olacağını bilemiyoruz. Medyanın aşıladığı magazin kültürünün parçası olmaktan kurtulamıyor ve başkalarınca belirlenen kişilerin eleştirisini yapıyoruz. Sevdiğimiz ve asıl büyük insanlarımıza değer vermiyoruz. Onlar hakkında iki satır yazı yazmayı çok görüyoruz. Yanlış bilgileri düzeltmeyi enayilik olarak tanımlıyoruz. Sanki kendi hayatımızda çok önemli işler yapıyoruz da…

Farkında değil miyiz hâlâ? Devir artık tek kişilik devlerin değil, koca insanlığın eseri olarak gelişim gösteriyor. Takdir ettiğimiz çoğu uygulama ve araştırma da samimi bir şekilde emek sarfeden üyelerin bir ürünü. Üniversitelerde yapılan aratırmalar çoğunlukla büyük araştırma gruplarının ortaklaşa uğraşıları. Örneğin Pardus‘u kimse kullanmasa, hata bildirimi yapmasa, katkıda bulunmasa ne yazarlarında heves kalır, ne de bu kadar gelişir.

Dil, insanın dünya ile kurduğu ilişkide köprü; o yüzden de o dilde ulaşılan bilgilerin niteliği çok önemli. Neden bizim dilimizde de böyle çalışmalar yaygınlaşmasın? İnanıyorum ki; doğru ve samimi bilgiyi değerli görecek ve ona katkı sağlayacak arkadaşlar mutlaka vardır, var olacaktır. İnternetle tanışan küçükler için de bu siteler ve uygulamalar çok önemli olacaktır.

İnternet gün geçtikçe daha yaygın kullanılacak, hayatımızın en temel parçalarından biri olacak. Onu şekillendirmek, düzeltmek, düzgün içeriğe ulaşmak isteyenlerin sığınacağı kaynaklar oluşturmak mümkün. Bir elin nesi, iki elin sesi var! Bilginin kıymetini bilir ve ona katkıda bulunursak kirlenmemiş bir Türkçe internet ile yaşarız! Bunun bilincinde olalım, hepimiz kazanalım…