Gün geçmiyor ki mahallemizde yeni bir olay daha olmasın ve ben sakin bir gün geçireyim. Sıcakların verdiği hararetle açılan pencereler, zıplayarak karşı binaya ulaşma darlığındaki sokağın heyecanını aynen benim odaya dolduruyor. Sanki komşularla aynı evde yaşıyoruz! Öyle ki geceleri horlayan horlayana, uyumak zor. Adam maç seyrediyor, gol olunca beraber seviniyoruz. Yemek pişiyor, kokusu burnumun direklerini kırıyor. Belediye amme hizmeti olsun diye konser düzenliyor, gelip bizim sokakta yapıyorlar.

Bugün de bir kavga çıktı, ortalık birbirine karıştı. Komşunun iki kızı birbirine girdi. Büyük balık küçük balığı yuttu desek daha doğru olur. Anne balık da gayet “cool”, alışmış herhalde, arada bir “sakin olun” demekle yetindi. Öyle bir bağrıştılar ki ne sakinliği, ben gerildim üst katta. Sözde evde kaldık huşu içinde çalışalım diye! Neyse, asıl ilgimi çeken kavga esnasında bir ara sarfedilen şu sözler:

- Kızıııım, adam ol!
- Konuşma be!
- Adam ol adam!
- Sen adam ol asıl!
- Adam gibi dur, otur yerine! ….

Ben pek anlamam toplumsal cinsiyetten fakat bu kadarına da pes dedim doğrusu!

Artık nasıl kavga ettilerse, sonunda anneleri küçük için “ayağın kırılmış olabilir, hastaneye gidelim mi?” diye sorarken büyük aynı inatla homurdandı: “Oh olsun!”