kişisel internet günlüğü
Bugün bankamatikten para çekmek için Cevahir’e girdim. İki tane yanyana bankamatik var ve herbirinde bir müşteri var. Ben de bankamatiktekileri rahatsız etmemek için biraz mesafeli olarak ortalarında durdum, yani tek kuyruğun başlangıcı oldum. Kadının biri gözümün içine baka baka geldi ve işi bitmek üzere olan adamın arkasına dayandı. Hemen boşluğu dolduracaktı ki arkadan seslendim, “Hanfendi sıra vardı!!?”. Şöyle bi yüzüme baktı ve bir yol daha denedi, “Siz öteki tarafı bekliyorsunuz?”. “Yoo, tek sıra var, sırada bekleyenler için en mantıklısı olarak.”. Kadın, bunu düşünmek yerine, “hıh” gülüşü ile “Nerde görülmüş böyle bir şey?” diyerek istemeye istemeye kenara çekildi.
İlginç olan şu ki, teknik olarak çözümü çok kolay olan sistemler/ortamlar işin içine insan etkeni girince anlamsız şekilde imkansızlaşıyor. Ve bu ortamların kurulamaması hizmet alan insanlar için de çalışanlar için de huzurlu bir ortamı baltalıyor, stresi arttırıyor. Çok basit örnek; sıramatikler. Bunun için elektronik cafcaflara gerek yoktu ve ben küçükken bizim ilçedeki SSK hastanesinde gelenler numara alırlar ve ona göre beklerlerdi. Hizmet gören hasta, çıkarken kendinden sonrakinin adını söylerdi, sıradaki de böylelikle kendine sıra geldiğini anlardı. Bu basit uygulama sayesinde hastalar, çocuklu insanlar, yaşlılar, vb. oturarak bekleyebilir ve “Aman sıram kaçtı mı?” stresinden uzak zaman geçirirler. Doktorun kapısında yığılma olmaz, çalışanlar gerilmez. Bunun nasıl önemli olduğunu Şişli’den sicil belgesi alırsanız anlarsınız. Bir ortama sıramatik koymayın, bilgilendirici yazı/afiş/pano koymayın, dilekçeyi 50 YKr’ye fotokopi çekin ve örneğini asmayın, sırası gelen kişiye şu belgeniz eksik deyin ve tamamlayınca yine sıraya sokun, arada bir yeni gişe açıp “bu tarafa alalım” deyin ve en arkadakiler hoop öne gelsinler ve ortama hiç sandalye koymayın. Üstelik hiç suç işlemeyen vatandaşınızdan bunu belgelemek için 5 YTL alın. Sonra da bu insanlar stres olmasınlar. Ya da yaşlıların maaş aldığı bankaya yaşlılar için tasarlanmış düzenekler koymayın, güler yüzlü danışma desteği vermeyin ama bu sefer biraz insaflı davranarak çok az sandalye koyun. Başka türlü örnek var aklımda ama yazsam n’olur, yazmasan n’olur…
Küçük bir kuyrukta neler de gizliymiş böyle! Eğer çalışıyorsanız işyerinizde böyle şeylere önem verin derim. Kendi ruh sağlığınız için faydalı olduğunu göreceksiniz. “Hıh, nerde görülmüş böyle şeyler” diyenler çıksa bile!
Handan
29 Kasım 2008, 12:48 pm
Bir defasında, tamamıyla aynı sebep yüzünden dayak yiyordum! Böyle sırada beklerken, genç bir adam açıkgözlük yaptı, uyardım. aynı anda gelen 2-3 kiş benim arkama geçti ama adam duymamazlığa geliyor, uğraşmayacağımı filan sanıyor herhalde. İnat ettim, “size söylüyorum beyefendi” dedim, hala havalara bakıyor. Omzuna dokundum, “duyuyor musunuz?” dedim, beni kolumdan itekledi, “kendi derdine bak” dedi. Hayatı boyunca bayanlara başka şekilde davranmamış herhalde. Ama bende anında bankanın güvenlik görevlisine şikayet ettim, daha da ilerlerse polis çağırıp şikayette bulunacağımı ve onu adliyelerde süründüreceğimi söyledim. Gitti. İşini de yapamadı.
İnat etmek lazım, bıkmadan devam etmek lazım.
cevahir
3 Aralık 2008, 7:22 pm
“Yoo, tek sıra var,” efektini duymak isterdim.
Kuyruk işi gıcık iş, beklememek için araba ile şehirdeki bankamatikleri gezerim. İstanbul başka tabii ki. Arabaya binmek bambaşka bir dert.