ismailari.com İsmail Arı'nın internet güncesi

Programlamanın keyfi

2009 1 Mart

Programlama bana göre çok keyifli bir iş. İşleri otomatik halledebildiğim ve iyi program yazabildiğim zaman gayet keyifli oluyorum. Zor bir türevi alabilmek gibi bir şey, yeme de yanında yat misali… Pratik yaptıkça daha da güzelleşiyor işler. Tek tıkla, topluca (ya da namıdiğer “batch” halde) iş halletmek mesela, harika! Bilgisayar senin işlerini halletsin, sen gez, dolaş, eğlen, ooh! Ama bazı kişiler bunu anlayamıyor. Hâlâ farenin sağ tıkı ile kopyala/yapıştır yapanları ya da yazdığı kodu tüm parametreler için elle tekrar çalıştıranları görünce şaşıyorum böyle insanlara. Örneğin yayınevinde çalışan bir kişinin fareyi sağ tıklamak yerine kısayolları kullanmakla ömründe ne kadar zamanı boşa çıkaracağını hesaplasak, “vay be” ile karşılaşırız (Tabii memur bünye için ne gerek var kısayollara, işi hızlandırmaya falan!).

Yazının devamını oku »

Linux’ta LaTeX stil dosyası (.sty) yükleme

2009 1 Mart

LaTeX’in en güzel özelliği tonlarca yazılmış paket/eklenti olması. Windows’ta yeni paketleri kullanmak için Miktex Package Manager kullanılabildiğinden arayüz ile bu iş halledilebiliyor. Ama Linux’ta da pek bir kolaymış. Ubuntu’da LaTeX paketlerinin konumu hangi dağıtımı kullandığınıza bağlı olarak değişiyor. TeTeX kullanıyorsanız:

/usr/share/texmf-tetex/tex/latex

TeX Live kullanıyorsanız:

/usr/share/texmf-texlive/tex/latex

oluyor. Yüklemek istediğiniz stil dosyasını ctan’dan bulup yukarıda bahsi geçen klasöre yükleyin. Sonra da root olarak mktexlsr komutunu çağırın. Örneğin ben TeX Live kullanıyorum ve multirow’u kullanabilmek için şöyle yaptım:

  1. Bu adresten zip dosyasını indirip içeriğini /usr/share/texmf-texlive/tex/latex/multirow klasörüne açtım.
  2. sudo mktexlsr komutunu çalıştırdım.
Şuradan derlenmiştir.

Ubuntu’da MATLAB ile divx dosyalarını okuma

2009 24 Şubat

MATLAB Windows’ta Media Player’ın çalabildiği dosyaları, Linux’ta ise sıkıştırılmamış avi dosyalarını okumayı halihazırda destekliyor. Sıkıştırılmamış video dosyaları çok yer kapladığı için video veritabanını sıkıştırılmış olarak tutuyorum. Ubuntu’da sıkıştırılmış dosyaları okuyabilmek için biraz tarandım ve videoIO toolbox ve mmread kütüphanelerini denedim. İlkiyle bir hayli boğuştuktan sonra mex’i derleyemeyeceğimi anlayıp pes ettim ve ikinciye geçtim. mmread’i çalışır hale getirmek çok kolay oldu. ffmpeg’in çözebildiği videoları oynatabiliyorsunuz, tavsiye ederim. Ayrıca sesi de okuyabiliyor veya http ile video okuyabiliyorsunuz. En güzel özelliği de videonun yalnızca belli karelerine ulaşmak istediğinizde tümünü yüklemeye gerek duymaması, yani verimli çalışması.

Yükledikten sonra alttaki gibi kullanılabiliyor:

video = mmread('dosyaAdi.avi',[],[],false,true);
% tüm kareleri oku, sesi boşver
 
for i=1:video.nrFramesTotal
    img = frame2im(video.frames(i));
    imshow(img);
    drawnow
end

Tüm kullanımları için bakınız

Sınavda çıkacak mı?

2008 16 Aralık

Boğaziçi’nde, her akşam derslerin bitişinde, Fizik Bölümü’nden Alpar Hoca ve Taylan Hoca’nın öncülüğündeki NOVA komitesi tarafından seçilen bir belgesel gösteriliyor. Gösterimin sorumluluğunu her hafta bir bölüm üstleniyor ve bir hafta boyunca aynı belgesel gösteriliyor. Bu hafta Monster of the Milky Way gösterimde ve sıra bizim bölümde. Itır ile birlikte bu işe gönüllü çıktık. Sorumluların her gösterimin sonunda kaç kişi geldiğini, sorun çıkıp çıkmadığını yazdığı bir seyir defteri var. Önceki günlere baktım, diğer bölümlerde daha fazla gönüllü çıkmış. Yani bizim bölüm fen bilimleri enstitüsüne bağlılığını hakkıyla veriyor…

Neyse, sorumluluk için gönüllü çıkmaması ayrı üzücü bir mesele ama asıl mesele şu ki; koca Boğaziçi’nden gösterilere günlük ortalama 5-10 kişi geliyor. Yani talep de neredeyse yok. Dün 4 kişi vardı izleyen, bugün 6 oldu! Öncekilerde de izleyici olarak gidiyordum ve durum farklı değildi. Burası Boğaziçi, ülkenin en meraklı (!) gençlerinin olduğu okullardan biri! Einstein, Newton, Darwin, DNA’nın çözülmesi, Mars’a yolculuk gibi konulara bile ilgi yok… Halbu ki belgeseller o kadar özenle hazırlanmış ki; efektler, oyunculuklar, kostümler, her şey ince ince düşünülmüş. Bir gelseler, bir daha gelmek isteyeceklerine eminim.

Yazının devamını oku »

Örnek Django kodu: Kaynakkoddeposu.com

2008 14 Aralık

Mart ayında Kaynakkoddeposu.com’un açıldığını duyurmuştum. Şu an itibariyle 29 kullanıcısı var. Benden başka kod ekleyen pek kullanıcı da yok. Keşke biraz daha aktif olabilseydi. Neyse, gelelim sadede…

Geçen hafta alan adının süresinin biteceğine dair bir e-posta aldım. Uzatmak için 25-30 dolar vermem gerekiyormuş. Buna pek değmez sanırım. Ne yazık ki bu da yaptığım sayısız ölü projelerden biri oldu. Geliştirmeye de pek zaman bulamadım. En azından kod birilerinin işine yarayabilir diye düşündüm ve Google Code’a ekleyerek açık hale getirdim. Django ile kod yazmak isteyenler için örnek teşkil edebilir. Eğer bu yazıyı okurken Kaynakkoddeposu.com adresi çalışmıyorsa, neye benzediğini görmek için Djangosnippets adresine bakabilirsiniz.

Kodu Subversion kullanarak bu adresten indirebilirsiniz. 

Bunun dışında, örnek kod arayanlara veya nasıl bir yol ile öğreneceklerini araştıranlara ben nelere baktığımı anlatayım, belki işlerine yarar:

Ben çalışırken Djangobook‘tan çalışmıştım. Ama showmedo‘da birçok öğretici video mevcut. Benim izlediğim güzel bir örnek burdaDjangosnippets‘te örnek kodlar var. Bu site de Django kullanılarak yapılmış ve kodları açık kaynak. Djangosites’te kaynakları açık olan projeler var. 

Editör olarak Windows ortamında Komodo editörünü kullanarak çalışmıştım. Ama editöre pek bağlı bir şey değil, çünkü masaüstü program gibi hata ayıklama yapılamıyor. Dolayısıyla herhangi bir python+html editörü olur.

İyi bir öğretmen…

2008 17 Kasım

Bu yazıyı daha ciddi düşünüp ayrıntılı yazmak istiyorum ama şu an biraz yazmadan edemeyeceğim.

Bir arkadaşım var, ülkesinin gözbebeği bir üniversitesinde okumaya çalışıyor. Hevesle dersler almış. Ama dersin hocaları onu dertlendirmiş. Ben de onun dertlerine sessiz kalamadım. Düşündüm…

Yazının devamını oku »

Bir şeyin adını bilmek ile o şeyi bilmek arasındaki fark

2008 31 Ekim

Her tıkandığımda tekrar tekrar dinlediğim birisi var: efsanevi öğretmen R. P. Feynman. Öyle güzel konuşuyor ki, sanki karşında durmuş, öğüt veriyor. Gözlerindeki ışığı sana da saçıyor. Böyle insanları çok seviyorum. Yaşamasalar da şu anki canlara can katıyorlar…

Video gözükmezse tam adres burda.

Fare Güzellemesi

2008 20 Ekim

Uzuun zaman önce
Yakalamışım küçük bir fare
Alıştım artık, ellerim bırakamaz bir kere

Kalemim de yardım etmeseydi
Yakalayamazdım ya, hadi neyse

Amma zor anlamak dediğini
Biraz önce ne yaptı, şimdi ne diyor:
“Bırak, alıştırma elini, bu fare zehirli”

Kalemim, sadık dostum, haklısın
Ama bir o kadar da bu devirden farklısın

Ben çekiyorum elimi, o bırakmıyor
“Alamaz” diyor “seni benden kalemin”
“İsterse sonsuza kadar beklesin”

Bilirim sonsuza kadar beklersin de
Hayatım sonlu, ne olacak?
Fare benim ateşim olmuş, ben pervane
Bu hep böyle mi kalacak?

Kısayolları ve temalarıyla VLC

2008 12 Ekim
Başlamadan önce not: VLC (Videolan) açık kaynak kodlu ve ücretsiz bir ortam oynatıcısıdır. GNU/Linux, Windows, Mac OS, vb. gibi platformlarda çalışabilir. DVD çalar, (varsa altyazısıyla) video oynatır, müzik dinletir, Açılana kadar insanın sabır taşlarını çatlatan Windows Media Player’a çok güzel bir alternatiftir. Yeni öğrendim ki, beğendiğim başka birçok yazılıma da alternatif olabilirmiş.

Yıllardır Bsplayer’daki kısayollara ve kullanılabilirliğine alışmış biri için VLC‘ye geçmek çok zor gelebiliyor.  Hele sağ/sol tuşlarının filmi ileri/geri sarmaya yaramadığını görmek. Filmde bir yeri tekrar izlemek istersem şunları yapıyorum: Ekranı küçült, zaman imlecini sürükle ve yaklaşık (uzun bir film için) 30 saniye hata payı ile istemediğim yerleri de yeniden izle. Yani, kısacası: Ölme eşeğim ölme. Dedim, dvd çalıyor, hatta “flv” uzantılı dosyaları bile oynatıyor ama temel şeyler eksik kalmış

Sonra bir öğrendim ki kısayollar varmış, hem de çok daha çeşitli ve faydalı. Altta benim tam ekrandayken kullandığım kısayollardan vereyim birkaç tane. Tümüne “Preferences/Interface/Hotkey setting” sekmesinden ulaşabilirsiniz, hatta kısayolları değiştirebilirsiniz.

Yazının devamını oku »

Bir İnsanı Bilim İnsanı Yapan Şey

2008 8 Ekim

Altta alıntılar vereceğim makale, TÜBİTAK tarafından yayınlanan Meraklı Zihinler adlı kitaptan alınmıştır. Kitap, başarılı bilim insanlarının özyaşamöykülerinden oluşuyor. İçlerinden bana göre en güzel olanı da Vilayanur S. Ramachandran‘ın yazmış olduğu makale. Alıntılar da o makaleden. Eğer kalanını merak ederseniz kitabı okumanızı çok çok tavsiye ederim. Bu kadarını dahi alıntılamam doğru değil, ama kalanının merak edilmesine reklam olacağını ümit ediyorum. 247 sayfa ve üslubu çok güzel. Özel olarak bir bilim alanına hitap etmiyor, her meraklıya bir kıssa çıkar.

Nasıl ki “physicist”, “matematician” için fizikçi, matematikçi kelimelerini kullanırız, “scientist” kelimesinin de bana göre en güzel karşılığı “bilimci”dir. Ya da uzun haliyle “bilim insanı”. Zira, bilim “adam”lara özel bir alan değildir, “havva”lar da vardır, o yüzden “bilim adamı” geçen yerleri “bilim insanı” olarak değiştirerek alıntılıyorum.

Yazının devamını oku »

« Daha Eski YazılarDaha Yeni Yazılar »